Binler tecride karşı alandaydı: Türkiye bir kez daha barışı konuşabilmelidir

HDK, DBP ve çok sayıda kurumla birlikte Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridi protesto etmek ve cezaevlerinde süren açlık grevlerine dikkat çekmek için İstanbul’da kitlesel eylem yaptık. Polisin bütün engellemelerine karşı binlerce kişi bir araya geldi. Burada konuşan İstanbul İl Eşbaşkanlarımız Elif Bulut, Erdal Avcı, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir ve Grup Başkanvekilimiz Saruhan Oluç şunları söyledi:

Elif Bulut: Bütün hak talepleri için buradayız

Bugün günlerden Cumartesi, Barış Anneleri ve Cumartesi Annelerinin direniş günüdür. Bugün açlık grevlerinin 212. günüdür. Bütün hak gasplarına karşı bugün buraya gelmiş direnen bütün katılımcıları selamlıyorum. Bugün burada Cumartesi Annelerinin direnişi var, bugün burada Onur Yürüyüşü gerçekleştiriliyor. Tecride karşı, tüm hak gasplarına karşı, kadınların öldürülmesine, İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasına karşı, Deniz Poyraz’ın katledilmesine karşı, partimizin kapatılmasına karşı bu ülkede hakları gasp edilen herkes olarak buradayız, bu mücadeleyi hiç kimse engelleyemez. Bizler haklılığımızla, taleplerimizi gerçekleştirene kadar mücadeleye devam edeceğiz. 1 Temmuz’da yine buradayız. İstanbul Sözleşmesi için buradayız, Deniz Poyraz için buradayız ve katledilen bütün kadınlar için buradayız.

Erdal Avcı: Sayın Öcalan şahsında Kürt halkına ve demokrasi güçlerine tecrit uygulanıyor

AKP-MHP faşizmi karşısında direnen değerli halkımız hoş geldiniz. Türkiye çok uzun yıllardır ağırlaştırılmış bir tecrit politikası altında inim inim inliyor. Türkiye'de başta İmralı'da Sayın Öcalan ve tutsaklar olmak üzere zindandaki bütün tutsaklar üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit uygulanıyor. Yine Sayın Öcalan şahsında Kürt halkına, bütün Türkiye halklarına, demokrasi güçlerine, kadınlara ve emekçilere karşı ağırlaştırılmış bir tecrit politikası uygulanıyor. Bunun adı faşizmdir. Bu tecrit politikasının sonucu HDP’yi kapatma, İzmir'de Deniz Poyraz yoldaşımızın katledilmesi ve katliam tehditleridir. Bugün burada bunu kabul etmeyen ve buna karşı duran başta HDP bileşenleri, Kürt halkı ve demokrasi güçleri olarak toplandık. HDP’nin halkların kazanma umudu olduğunu haykırmak için toplandık. Bütün engellemelere rağmen basın açıklamamızı yapacağız. Halklarımızın umudu olmaya devam edeceğiz.

Esengül Demir: Çözüm isteselerdi Kürt halkının temsilcileriyle müzakere ederlerdi

HDP’ye yönelik kapatma davası, süre gelen Kobanî Davası ve en son HDP İzmir İl Örgütünde Deniz Poyraz'a yönelik katliam bütünlüklü olarak devletin demokratik Kürt siyasetine bakış açısıdır. Demokratik Kürt siyasetini tasfiye etmek amacında olan AKP-MHP faşist bloğu bu hamlelerini artırarak devam ediyor. Bunun karşısında Türkiye'deki bütün demokrasi güçlerinin, bunu iyi gören bir yerden eşitlik ve demokrasi mücadelesini yükseltmesi ve Kürt sorunun çözümünde ortaklaşması gerekiyor. İktidar, Kürt sorununu çözümsüz bırakmak için ve bunun üzerinden toplumu teslim almak için bütün araçlarını kullanmaktadır. HDP'nin kapatılması ve Kobanî davaları da tam da bu düzlemde demokratik Kürt siyasetini yok etmeye ve Türkiye’nin demokratikleşmesi önündeki var olan umudu engellemeye yöneliktir. Yıllardır sınır ötesi operasyonlarla bu sorunu çözmeye çalıştığını söyleyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Sınır ötesi operasyonları çözüm gibi göstermektedir. Yıllardır denenen ve her seferinde başarısızlıkla sonuçlanan operasyonlar çözüm değildir. Çözüm niyetinde olsaydılar, Kürt halkının temsilcileriyle yan yana gelip çözüm için çaba gösterirlerdi. Topluma dayatılan bu çözümsüzlüğün en belirgin örneği ağırlaştırılmış İmralı tecrididir. Sayın Öcalan'ın toplumla bağını kopararak İmralı üzerinden toplumun her kesimi baskı altına alınmakta ve kontrol edilmektedir. Eğer İmralı tecridi toplumun baskılanması ve Kürt sorununun çözümsüz bırakılması olarak görülmeseydi bugün Sayın Öcalan ile görüşmelerin yapılması gerekiyordu.

Kürt sorunun çözümsüzlüğü Türkiye halkları üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır

Kürt sorunun çözümünün Türkiye halklarına herhangi bir tehdit oluşturmadığını çok açık bir şekilde söylemek lazım. Tam tersine Kürt sorununun çözümsüzlüğü Türkiye halklarının, kadınların ve emekçilerin karşısında bir tehdit olarak kullanılmaktadır. Toplum üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve tecrit üzerinden toplumun hakları ve özgürlükleri gasp edilmemektedir. Buradan yola çıkarak diyoruz ki; bu ülkenin demokratikleşmesi için Kürt sorununda son derece programatik bir çözüme ihtiyaç vardır. Türkiye halklarını bu konuda ortak bir mücadeleye davet ediyoruz.

Saruhan Oluç: Biz barış elimizi uzatıyoruz ama bizi tasfiye etmeye çalışırsanız direnip kazanmayı da biliriz

Değerli kardeşlerim, değerli halkımız, hepinizi HDP adına saygıyla sevgiyle selamlıyoruz. Bugün burada, İstanbul’da bir kez daha demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış ve adalet için mücadele edenler olarak bir araya geldik. Bu zor koşullarda, bu baskı ve ağır saldırı koşullarında bir araya geldik. Demokratik siyaset konusunda ne kadar kararlı olduğumuzu göstermek için Şişhane'de buluştuk.

Hiçbir saldırı karşısında teslimiyetçi bir tavır takınmadık, İstanbul’da bunu gösteriyoruz

Hepiniz hoş geldiniz iyi ki varsınız. İyi ki bu mücadeleyi hep birlikte sürdürüyoruz. Bu mücadeleyi ne kadar güçlü ve kararlı sürdürürsek bunu kazanma konusunda o kadar güçlü adımlar atacağımızı da hep birlikte biliyoruz. Hiçbir saldırıya karşı bugüne kadar boyun eğmedik, hiçbir saldırı karşısında bugüne kadar diz çökmedik. Asla hiçbir saldırı karşısında teslimiyetçi bir tavır takınmadık, bundan sonra takınmayacağımızı da bugün İstanbul’da buluşmuş olan herkesle birlikte gösteriyoruz.

Eğitilmiş alçak bir katil, planlanmış bir katliam planıyla partimize saldırdı

Bundan 9 gün önce 17 Haziran'da İzmir İl Binamıza alçak bir katil, eğitilmiş bir katil hazırlanmış bir katliam planıyla saldırdı ve çok sevgili yoldaşımız Deniz Poyraz'ı alçakça ve vahşice katletti. Bir kez daha bu katliamı lanetliyoruz. Bu katliamın arkasındaki bütün güçleri, devletin içinde bu katliamın arkasında durmuş olan odakları, karanlık güçleri, siyasi iradeyi ve her türlü karanlık örgütlenmeyi bir kez daha lanetliyoruz. Deniz Poyraz bizim çok değerli arkadaşımız ve mücadele yoldaşımızdır. Onu asla unutmayacağız, ona verdiğimiz sözleri yerine getirmek için mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Ona barış, demokrasi ve özgürlük sözü verdik, bunu yerine getireceğiz. Deniz Poyraz'a Allah'tan rahmet, ailesine ve bütün halkımıza başsağlığı diliyoruz. Diyoruz ki hepimiz Deniz'iz.

Sanıyorlar ki Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin sesini kısabilirler

Asla geri adım atmak yok. Bu alçak ve karanlık planlar karşısında mutlaka direneceğiz. Bu planları yapanlar sanıyorlar ki Kürt halkının demokratik siyasetteki sesini ve sözünü kesebilirler; sanıyorlar ki Türkiye demokrasi güçlerinin mücadelesini geriletebilirler. Hayır, hiçbiri olmayacak! Amed'den, Van'dan, Siirt'ten, Mardin'den ve Hakkari'den seslendiğimiz gibi İstanbul'dan da diyoruz ki; sizden demokratik siyaset yoluyla ve hukuk yoluyla bu alçakça katliamın hesabını mutlaka soracağız. Bunun için mücadelemizden bir an bile geri durmayacağız. Bu planları yapanlar, bu fiziki saldırıları yapanlar bunlarla da yetinmiyorlar. Bir yandan "HDP’yi bütün bileşenleriyle, kurum ve kuruluşlarıyla, ittifaklarıyla demokratik siyasetten nasıl tasfiye ederiz" diye plan da yaptılar. Bu planı 6 senedir bütün baskılarla uyguluyorlar. Ama biz 6 senedir bu plan karşısında dimdik ayakta durarak direndik ve mücadelemizi sürdürdük.

HDP’ye açılan kapatma davası AKP-MHP ittifakının ortak planıdır

İktidarın küçük ortağının tehditler ve baskılarla yargı üzerinde bir tahakküm kurmasıyla, MHP faşizminin baskısıyla HDP’ye kapatma davası açtılar. HDP’ye açılan kapatma davasında MHP ön planda olsa bile bu iktidarın ortak davasıdır. AKP-MHP ittifakının HDP’yi demokratik siyasetten tasfiye etme planıdır. Bu plan karşısında güçlü duruşumuzu tabii ki göstereceğiz, tabii ki hukuki ve politik mücadelemizi sürdüreceğiz. Bir kez daha HDP’yi kapatmaya heveslenenlere, HDP’yi kolayca bir bakkal dükkanının kapısına kilit asarak kapatabileceğini sananlara diyoruz ki; HDP fikirdir, halkın direnişidir, Kürt halkıdır ve ülke demokrasi güçleridir. HDP Türkiye’deki bütün farklı kültürlerin, anadillerin ve inançların buluştuğu yerdir. Bu bir fikirdir, bu bir mücadeledir.

HDP’yi kapatırsanız HDP fikri çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar

HDP; Müslümanların, Alevilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin ve işçilerin partisidir. HDP, Trakya'sından Kürdistan coğrafyasına kadar Türkiye'nin her yerinde örgütlenmiş bir partidir. HDP kapatılamaz, bu fikir ortadan kaldırılamaz, yok edilemez. Siz bu fikri ortadan kaldırdığınızı sanırsınız ama yarın HDP fikri ve mücadelesi çok daha güçlü ortaya çıkar. HDP’yi kapatmaya çalışanlara iki çift lafımız var: Boşuna uğraşmayın. 6 milyon seçmen, Türkiye’nin 3’üncü büyük partisi, aileleriyle birlikte 15 milyonu temsil eden bir halk hareketidir HDP. Size boyun eğmez, mücadelesini sürdürür. Demokrasi adalet, özgürlük, barış ve eşitlik mücadelesini sürdürecektir.

Biz barış elimizi uzatıyoruz ama bizi tasfiye etmeye çalışırsanız direnip kazanmayı da biliriz

İktidara, devlete ve muhalefet partilerine sesleniyorum: Biz barış olsun diye, bu iktidara, muhalefet partilerine, devlet yapısına Türkiye’de yaşayan herkese ve bütün topluma elimizi uzatıyoruz, barış elini her an uzatıyoruz. Bizi demokratik siyasetten tasfiye etmeye çalışanlar şunu bilsinler, biz barış elini uzatmayı biliriz ve barış yapmayı biliriz, bunu istiyoruz. Ama siz bizi demokratik siyasetten tasfiye edecekseniz size karşı dimdik durup direnmeyi, mücadele etmeyi ve o mücadeleyi kazanmayı da biliriz. Asla boyun eğmeyiz.

HDP Türkiye’nin nefesi olmak için mücadele etmektedir

HDP hem Türkiye sınırları içinde hem Türkiye sınırları dışında, Ortadoğu'da, Irak'ta, Suriye'de, İran'da Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümünün gerçekleşmesi için mücadele eden bir partidir. Bütün ilişkilerini böyle kurar. Bunun nedeni bu topraklarda binlerce yıldır birlikte barış içinde ama eşit koşullarda bir arada yaşamasıdır. HDP bunun için mücadele eder. Barışı, adaleti, hukukun üstünlüğünü ve her türlü demokratik hak ve özgürlüğü, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası demokratik sözleşmeleri çiğneyen bu iktidar Türkiye’yi nefessiz bırakmaktadır. HDP Türkiye’nin nefesi olmak için mücadele etmektedir. Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm gerçekleştirmek için bütün mücadelelerine karşı devlet ve iktidar HDP'nin karşısında durmaktadır.

Hukuksuzluk bir yerde başladı mı her yere yayılır, tıpkı tecrit gibi

Biz Türkiye ve Türkiye halkları nefessiz kalmasın diye mücadele ediyoruz. Bu iktidar HDP’nin, Türkiye halklarının, Türkiye demokrasi güçlerinin nefesini kesmeye çalışıyor. Hukuksuzluk bir yerde başladığında her yere yayılır. Hukukun ve adaletin çiğnenmesi, yargıda tuzun kokması bir yerde başladığında her yere yayılır. Biz dün de söyledik bugün de söylüyoruz. İmralı'da gerçekleşen ağırlaştırılmış mutlak tecrit kesinlikle hukuksuzdur, haksızdır; insan hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesidir. Bu konuda CPT’nin yazdığı raporlar ortadır. İktidar bu raporlara sahiptir ve bunun bilincindedir. CPT’nin Avrupa Konseyine verdiği raporlar ortadadır, AP’nin aldığı kararlar ve AİHM’in kararları ortadadır. Bütün bunlara rağmen İmralı'da Sayın Öcalan'a karşı ağırlaştırılmış tecridin sürdürülmesi hem uluslararası sözleşmelere hem de Anayasaya aykırıdır.

Türkiye bir kez daha barışı ve çözümü konuşabilmelidir: Bunun için tecridin sona ermesi elzemdir

Bir kez daha bu konuda çağrıda bulunuyoruz. Bu ağırlaştırılmış mutlak tecrit sona ermelidir. Türkiye bir kez daha huzur içinde barışı konuşabilmelidir. Barışçıl ve demokratik bir çözümün Kürt sorununda nasıl gerçekleşebileceğine dair nasıl ki 2013-2015 yıllarında bir çözüm süreci gerçekleştiyse ve sonunda nasıl ki 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe Mutabakatı okunduysa iktidarla birlikte tekrardan o dönemin koşullarının gerçekleşmesi ve Kürt sorunun barışçıl demokratik koşullarının oluşabilmesi gerekir. Bunun için de tecridin sona ermesi gerekiyor, bu elzemdir. Bir kez daha bu konuda çağrıda bulunmak istiyoruz.

HDP Kürt halkının ve Türkiye halklarının siyasi temsilidir, kapatamazsınız

Hepimiz aslında bunları bilen insanlarız. Bir kez daha bu gerçekleri sizlerle yüz yüze paylaşmak istedik. Vekillerimizle, il ve ilçelerimizle, dostlarımızla, bileşenlerimizle ve STK’larla bu buluşmayı gerçekleştirdik. Bugün buraya katılan herkese sonsuz teşekkür ediyoruz. Şunu bir kez daha İstanbul’dan bütün Türkiye'ye, Avrupa'ya ve bütün dünyaya haykırıyoruz: HDP halktır, kapatılamaz. HDP mücadeledir, fikirdir. HDP demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet ve barış mücadelesidir. HDP Kürt halkının siyasi temsilidir. Türkiye demokrasi güçlerinin siyasi temsilidir. HDP’nin sesini ve sözünü kesmeye çalışmak Türkiye’deki toplumsal ve siyasal muhalefeti ezmek ve yok etmek amacını taşır. Buna karşı direneceğiz, demokratik siyaset konusundaki kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz ve hep birlikte bu mücadeleyi mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Hepimize kolay gelsin, hepimizin yolu açık olsun. An serkeftin an serkeftin.

26 Haziran 2021