Kaynağını iktidarın kutuplaştırıcı politikalarından alan nefret suçları ve ırkçılığın araştırılmasına ilişkin önergemiz

Grup Başkanvekillerimiz Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, son yıllarda giderek artan nefret suçları, gündelik bireysel saldırganlıklar, toplumsal linç girişimleri ve kaynağını iktidarın kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı söylem ve üslubunun yarattığı politik iklimden alan ırkçılığın sebeplerinin araştırılması, önleyici hukuki ve sosyal tedbirlerin alınmasına dönük incelemeler yapılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Son yıllarda giderek artan nefret suçları, gündelik bireysel saldırganlıklar, toplumsal linç girişimlerive kaynağını iktidarın kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı söylem ve üslubunun yarattığı politik iklimden alan ırkçılığın değerlendirilerek sebeplerinin araştırılması, önleyici hukuki ve sosyal tedbirlerin alınmasına dönük incelemeler yapılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE ÖZETİ

Siyasi iradenin söylem, üslup ve uygulamalarının yarattığı politik iklimden beslenerek galeyana gelen halk kitlelerinin şiddet eylemlerine yönelmesi toplumsal hadiselerin artmasına neden olmaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu tür olayların yaygınlaşmasında ayrımcılık ve nefret söylemi en etkili mekanizmadır. İktidar mensuplarının söylemlerinde yer alan ötekileştiricive yabancılaştırıcı unsurlar, çeşitli kesimler için harekete geçirici bir kaynağa dönüşmekte ve batı illerinde yerleşik olarak yaşayan, çalışan veya mevsimlik çalışmaya gelen Kürt yurttaşlar ve göçmen-mülteci durumunda olan farklı uluslardan insanlar için çeşitli saldırı ve linç girişimlerinin yaşanmasına neden olmaktadır.

Çeşitli dönemlerde mevsimlik işçilere yönelik saldırılar ve linç girişimleri sistematikleşmiştir. Bahse konu saldırılarda kullanılan “it sürüsü”, “burayı Mardin mi sandınız, burası Sakarya”, “sizi buradan kaldıracağız” ve benzeri ırkçı ifadeler, saldırıların özelliğini ortaya koymaktadır

İzmir’de planlı ve hazırlanmış bir saldırı sonucu partimizin il binasında Deniz Poyraz katledilmiştir. Akabinde partimizin Marmaris ilçe binasına silahlı saldırı gerçekleşmiş, yine kimi ilçelerde taciz saldırıları yaşanmıştır.
Öte yandan aynı zaman diliminde uzun yıllardır yerleşik yaşayan Kürt yurttaşlara yönelik saldırı ve linç girişimleri de yaşanmıştır. 20 Temmuz 2021 tarihinde Ankara Altındağ’da Kürt bir aileye yönelik silahlı saldırı gerçekleşmiştir. Yine 21 Temmuz günü, Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Çarıklıköy’de 20 yıldır oturan Diyarbakırlı aileye, 60 kişilik bir grup tarafından saldırı gerçekleşmiş ve iddiaya göre içinde muhtarın da olduğu saldırganlarca 35 yaşındaki Hakim Dal öldürülmüştür. Bu acımasız silsile devam ederken, 30 Temmuz günü, Konya Meram’da 7 kişilik Dedeoğlu ailesi katledilmiştir. Dedeoğlu ailesine dönük bu girişimin son aylarda artan ırkçı saldırıların bir devamı olduğu, bunun ötesinde ise toplumsal kırılmayı derinleştirici etkisinin bir hayli fazla olduğu açıktır. Ağustos ayının başında ise Antalya Elmalı ilçesinin bir köyünde yine bir Kürt aileye yönelik saldırı gerçekleşmiş, aile güvenlik gerekçesiyle gece yarısı kolluk güçleri gözetiminde köyden çıkarılmıştır. Bir ailenin Kürt olması nedeniyle saldırıların nesnesi olması; salt basit ırkçı yaklaşımlarla da ele alınamayacak önemdedir.

Bazı örneklerle değerlendirdiğimiz durumun derinlikli olarak ele alınması ve artan şiddet eylemlerinin önlenmesi için adımlar atılması aynı zamanda parlamentonun sorumluluğundadır. Ülkenin yakın geçmişinde ne yazık ki, çeşitli katliamlar ve linç girişimleri yaşanmıştır. 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, Sivas ve benzeri gelişmeler ‘yabancı olana’ düşmanlığın, ırkçı saldırı ve linç girişimlerinin, nefret suçlarının vardığı noktalara dair önemli ipuçlarını içinde barındırmaktadır.

GEREKÇE

Siyasi iradenin söylem, üslup ve uygulamalarının yarattığı politik iklimden beslenerek galeyana gelen halk kitlelerinin şiddet eylemlerine yönelmesi toplumsal hadiselerin artmasına neden olmaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu tür olayların yaygınlaşmasında ayrımcılık ve nefret söylemi en etkili mekanizmadır. İktidar mensuplarının söylemlerinde yer alan ötekileştirici ve yabancılaştırıcı unsurlar, çeşitli kesimler için harekete geçirici bir kaynağa dönüşmekte ve batı illerinde yerleşik olarak yaşayan, çalışan veya mevsimlik çalışmaya gelen Kürt yurttaşlar ve göçmen-mülteci durumunda olan farklı uluslardan insanlar için çeşitli saldırı ve linç girişimlerinin yaşanmasına neden olmaktadır.

Çeşitli dönemlerde mevsimlik işçilere yönelik saldırılar ve linç girişimleri sistematikleşmiştir. Bahse konu saldırılarda kullanılan “it sürüsü”, “burayı Mardin mi sandınız, burası Sakarya”, “sizi buradan kaldıracağız” ve benzeri ırkçı ifadeler, saldırıların özelliğini ortaya koymaktadır. Örneğin 19 Temmuz 2021 günü, Diyarbakır ve Mardin'den Afyon’a gelen Kürt tarım işçilerine bir saldırı gerçekleşmiş ve 7 kişi yaralanmıştır.

Bilindiği üzere, İzmir’de planlı ve hazırlanmış bir saldırı sonucu partimizin il binasında Deniz Poyraz katledilmiştir. Akabinde partimizin Marmaris ilçe binasına silahlı saldırı gerçekleşmiş, yine kimi ilçelerde taciz saldırıları yaşanmıştır.
Öte yandan aynı zaman diliminde uzun yıllardır yerleşik yaşayan Kürt yurttaşlara yönelik saldırı ve linç girişimleri de yaşanmıştır. 20 Temmuz 2021 tarihinde Ankara Altındağ’da Kürt bir aileye yönelik silahlı saldırı gerçekleşmiştir. Saldırı esnasında aileden bir kişi önce baltayla, daha sonra silahla yaralanmış, ardından tekrar yapılan saldırıda Kürt aileden 2’sinin durumu ağır olmak üzere 3 kişi daha yaralanmıştır. Olay sonrasında saldırıya uğrayan yurttaşlar yerine saldırgan ailenin koruma altına alındığı ortaya çıkmıştır. Yine 21 Temmuz günü, Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Çarıklıköy’de 20 yıldır oturan Diyarbakırlı aileye, 60 kişilik bir grup tarafından saldırı gerçekleşmiş ve iddiaya göre içinde muhtarın da olduğu saldırganlarca 35 yaşındaki Hakim Dal öldürülmüştür. Bu acımasız silsile devam ederken, 30 Temmuz günü, Konya Meram’da 7 kişilik Dedeoğlu ailesi katledilmiştir. 24 yıldır Hasanköy mahallesinde ikamet eden Dedeoğlu ailesine önce 12 Mayıs günü saldırı gerçekleştirilmiş; taşlı, sopalı, bıçaklı saldırının ardından Dedeoğlu ailesinden 4’ü ağır olmak üzere 7 kişi yaralanmıştır. Olay yerine gelen polis ekiplerinin “bu aile ırkçı saldırı yapmaz, biz kefiliz” şeklindeki söylemleri ile etkin bir soruşturma yürütülmemiş, Dedeoğlu ailesi tarafından 17 Haziran günü Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayet üzerine tutuklanan failler, bir müddet sonra serbest bırakılmış, Dedeoğlu ailesine ise daimi koruma verilmemiştir. Dedeoğlu ailesine yönelik katliamın Mayıs ayından itibaren ayak sesleri gelmesine rağmen, kolluk ve yargı tarafından gerekli önlemlerin alınmaması, 30 Temmuz günü yaşanan ağır bir katliamın başat nedenleri arasındadır. Dedeoğlu ailesine dönük bu girişimin son aylarda artan ırkçı saldırıların bir devamı olduğu, bunun ötesinde ise toplumsal kırılmayı derinleştirici etkisinin bir hayli fazla olduğu açıktır. Ağustos ayının başında ise Antalya Elmalı ilçesinin bir köyünde yine bir Kürt aileye yönelik saldırı gerçekleşmiş, aile güvenlik gerekçesiyle gece yarısı kolluk güçleri gözetiminde köyden çıkarılmıştır. Bir ailenin Kürt olması nedeniyle saldırıların nesnesi olması; salt basit ırkçı yaklaşımlarla da ele alınamayacak önemdedir. Pek çok kırılma notasının yaşandığı son yıllarda, adeta toplumsal olayların artması hedeflenmekte, her seferinde şiddetin dozu yükseltilmektedir. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının son dönemlerde birbiri ardında gerçekleşen saldırıları münferit olaylar şeklinde ele alıyor olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Durum tespiti yanlış yapıldığı için nedenleri ortadan kaldırıcı veya gelişmeleri önleyici adımların atılmamasını beraberinde getirmektedir.

Bazı örneklerle değerlendirdiğimiz durumun derinlikli olarak ele alınması ve artan şiddet eylemlerinin önlenmesi için adımlar atılması aynı zamanda parlamentonun sorumluluğundadır. Ülkenin yakın geçmişinde ne yazık ki, çeşitli katliamlar ve linç girişimleri yaşanmıştır. 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, Sivas ve benzeri gelişmeler ‘yabancı olana’ düşmanlığın, ırkçı saldırı ve linç girişimlerinin, nefret suçlarının vardığı noktalara dair önemli ipuçlarını içinde barındırmaktadır.

Son dönemde yaşananların sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi birçok boyutu ile değerlendirilmesi, sebeplerinin ortaya çıkarılması ve olası yeni saldırıların önlenmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması Meclis’in önemli gündemleri arasında yer almalıdır. Bu bahisle, konunun çok boyutlu bir biçimde araştırılması, sorunların ve çözüm yöntemlerinin tespiti için Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

2 Ağustos 2021