Orman yangınlarının araştırılmasına ve yeni yangınların önlenmesine ilişkin önergemiz

Grup Başkanvekillerimiz Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, orman yangınlarının sebep ve sonuçlarının, önlemlerin eksikliğinin, yetersiz ve geç müdahalelerin nedenlerinin ele alınması; oluşan zararların giderilmesi için yapılacakların belirlenmesi ve yeni yangınların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti. TBMM Başkanlığına verilen önergede şu ifadeler yer aldı:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkenin en yakıcı gündemi olan ve ülkeyi çepeçevre sarmış olan orman yangınları zamanında kontrol altına alınamamış, söndürme ve müdahale çabaları yeterli sonucu vermemiş ve ekolojik dengenin canlılar aleyhine değişmesi tehlikesi büyümüştür. Orman yangınlarının sebep ve sonuçlarının, önlemlerin eksikliğinin, yetersiz ve geç müdahalelerin nedenlerinin ele alınması; oluşan zararların giderilmesi için yapılacakların belirlenmesi ve en önemlisi yeni yangınların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi amacı ile Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

GEREKÇE

Temmuz sonu itibariyle yoğunlaşan orman yangınları, etkilerini uzun süre ve yıkıcı ölçülerde sürdürmektedir. Birçok kentte başlayan orman yangınları hızla yayılmış, çeşitli açıklamalara göre sayıları 160 olarak ifade edilen yangınlar neticesinde ekolojik dengenin alt üst olmasına neden olacak boyutlara varılmıştır. Bu yangınlarda en az 9 yurttaş yaşamını yitirirken, yanan ormanlar ve içinde barındırdığı canlı yaşamına dönük bir veri analizi henüz yapılmamıştır. Ancak yangınlara ilişkin görüntüler, ülkenin önemli ölçekte orman arazisini yitirdiğine işaret etmektedir.

Ülkenin ve yurttaşların adeta kaderini etkileyecek bu felaketler sürerken, devlet kurumları söndürme sürecine yetersiz ve geç dahil olmuş, yangından zarar görenler çaresizlikle karşı karşıya kalmışlardır. Yangının olduğu bölgelerde yerel yöneticiler, yangınların söndürülmesi için gerekli hava desteğinin sağlanmadığını, bu konuda yetkili ve görevli olan THK kayyımına ulaşılamadığını ifade etmişlerdir.

THK uçakları bu yangın döneminde tartışmanın merkezinde yer almıştır. 21 merkezde çıkan yangın için yalnızca bir adet uçağın bulunduğu bilgisi kaygıları artırmıştır. Yangınların yayılması ve tartışmaların büyümesi üzerine Bakan Pakdemirli, daha sonra yaptığı açıklamada THK uçaklarının kapasitesinin yetersiz olduğundan yangınlara müdahalede kullanılmadığını dile getirmiştir. Cumhurbaşkanı ise Manavgat’ta yaptığı incelemelerin ardından, "uçak konusundaki sıkıntıların ana sebebi THK'nın filosunu yenileyememiş olmasıdır. Ukrayna, Rusya ve Azerbaycan'dan ve son anda İran'dan gelen uçaklarla uçak sayımız artmıştır. Orman yangınları ile mücadele filomuzu güçlendirmeye devam edeceğiz" demiştir. Gazetecilere yaptığı açıklamada ise kullanılan helikopter sayısını 45, uçak sayısını ise 30 Temmuz itibarıyla 5-6 olarak vermiştir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın yaptığı son açıklamada ise, 2 Ağustos itibariyle 16 uçak, 9 İHA ve 52 helikopterin yangınlara müdahale ettiği bilgisi paylaşılmıştır.

Tüm bu çelişkili ve yanlış bilgiler barındıran açıklamalar karşısında orman yangınlarının hala kontrol altına alınamayışı bir yönetim krizine işaret etmektedir. Aynı zamanda önlemlerin yetersizliğini ve görev ihmali olduğunu da açıkça göstermektedir. İktidarın yangına müdahalede kullandığı uçak sayısının yetersizliği, yangınların ivedilikle söndürülemeyişi ile kanıtlıdır. Öte yandan yurtdışından yardım amaçlı gelen uçakların belirli bir sayıda tutulması ve bunun da hava trafiği ile açıklanıyor olması gerçeklerle örtüşmemektedir. İçinde bulunduğumuz iklim krizi salt Türkiye’nin değil tüm dünyanın ortak sorun alanıdır ve yangın söndürme çalışmalarında sunulan desteklerin verimli kullanılması elzemdir.

Orman yangınları konusunda bir diğer önemli mesele de, iktidarın bütün dünyayı etkisi altına alan iklim krizi meselesini özümseyememiş olmasıdır. İklim krizi ile mücadele hattında düzenlenen Paris Anlaşması 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi. 191 ülkenin imza attığı Paris Anlaşması'nın hayata geçmesi için küresel emisyonların yüzde 55’inden sorumlu en az 55 ülkenin anlaşmayı onaylaması gerekiyordu. Bu eşik Ekim ayı başında aşıldı. Ancak Türkiye, Paris Anlaşması'nı 22 Nisan 2016 tarihinde imzalamasına rağmen hala onaylamadı. Bu anlaşmanın onaylanmaması iktidarın doğa katliamlarına yol veren politikalarının yansımasıdır. Halihazırda, yangınların sönmesine yeterli ve zamanında müdahale etmeme hali de bunu teyit etmektedir. İktidarın politikaları sonucu, “koruma kullanma dengesi” adı altında doğa koruma alanlarının kontrolsüz bir şekilde kullanıma açılması dengenin hep insan kullanımı yönünde bozulmasına yol açmakta ve aşırı insan baskısı bu tür felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Doğa koruma alanları için ekolojik taşıma kapasitesinin net olarak belirlenmesi elzemdir. Ayrıca iklim değişikliğini tetikleyen enerji üretim mekanizmalarından vazgeçilmesi, enerjinin verimli kullanılması için politikalar geliştirilmesi ve enerji üretiminde doğaya olumsuz etkisi en az olan tekniklere yönelinmesi de böylesi elim hadiselerin en aza indirilmesi için elzemdir.

Orman yangınlarına acil müdahale edilmesi, gerekli tedbirlerin önceden alınması, olası yangınların önlenmesi ve yok olan doğal alanların iyileştirilmesine dönük çalışmaların yürütülmesi için parlamentonun göreve çağrılması elzemdir. Bu bahisle bir Meclis araştırması açılmasını talep zarureti hasıl olmuştur.

4 Ağustos 2021