"HDP’liyiz, Her Yerdeyiz" buluşmaları büyük bir değişimin habercisi oldu!

11-12 Eylül'de Ankara'da yapılan Parti Meclisi toplantımızın sonuç bildirgesi:,

11-12 Eylül 2021 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Parti Meclisi toplantımız İzmir’de katledilen Deniz Poyraz arkadaşımızı, Konya Meram’da katledilen Dedeoğlu ailesini ve Şırnak İdil’de katledilen Miraç Miroğlu’nu anarak başladı. 12 Eylül Darbesi’nin 41. yıldönümünde gerçekleşen PM toplantımızda darbe geleneğinin sürdüğü, darbenin yarattığı yıkımın sonuçları hala hükmünü koruduğu gibi, oluşturduğu kurumların da varlığını sürdürdüğü tespiti yapıldı. Bu anlamıyla 12 Eylül Askeri Darbesi, sadece bir darbenin adı değil, aynı zamanda, bugünkü otoriter yönetim anlayışının da adıdır.

71 merkezde “HDP’liyiz, Her Yerdeyiz” buluşmaları gerçekleştirdik

Partimize karşı açılan kapatma davasına ve tırmandırılan ırkçı saldırılara karşı “HDP’liyiz, Her Yerdeyiz” diyerek, halkla buluşmalar gerçekleştirmeye, kurum ziyaretlerini sürdürmeye devam ettik. Bu kapsamda Parti Meclisi olarak yaz ayları boyunca 71 merkezde gerçekleştirilen buluşmaların önemli sonuçlar açığa çıkardığının altını çizdik. Şırnak’tan Esenyurt’a, Siirt’ten Aydın’a, Çorum’dan Mersin’e kadar her yerde halkımızın partisini büyük bir coşku ile sahiplendiğini gözlemledik. Buluşma gerçekleştirdiğimiz halkımız ve sivil toplumun bileşenleri ile siyasal süreci ve gündemleri değerlendirerek, geleceğe dair önemli öneriler aldık. Bu öneriler sonrası İl Eşbaşkanları toplantısı, Kadın Meclisi ve Parti Meclisi toplantılarımızı yaparak eylül ayında açıklayacağımız deklarasyonun hatlarını tartıştık.

Parti Meclisi olarak büyük emek ve fedakârlıkla yürütülen “HDP’liyiz, Her Yerdeyiz” buluşmalarının Türkiye’nin demokratik geleceği açısından büyük bir değişimin habercisi olduğunu gördük.

Kapitalizm ve iktidara karşı doğanın, üretenin, ezilenin yanında olmaya devam edeceğiz!

Yaz ayları boyunca insanlığın ve tüm canlıların karşı karşıya kaldığı büyük felaketler, orman yangınları ve seller ile devam etti. Mardin’de elektriği kesilen köylünün, Konya’da iklim koşulları nedeniyle mağdur olan ve desteklenmeyen çiftçinin, söndürülmediği için yanan ormanların, çarpık kentleşme ve yanlış enerji politikalarından kaynaklı Karadeniz’deki sel felaketinin nedeninin sorumlusu her alanda rant peşinde koşan bu iktidardır.

HDP olarak doğamızı ve yaşam alanlarımızı sahiplenmekten, ekolojik denge ve sistemin korunması mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Kadın mücadelesi erkek egemen iktidarları yıkacaktır

Kapitalist erkek egemen iktidarlar yaşadıkları krizi savaş ve şiddet politikaları ile aşmaya çalıştıkça daha büyük krizleri yaratmaktadırlar. Ortadoğu’da oluşturmak istenen sürekli savaş düzeni en çok kadınları etkilemektedir. Biz bunu, hiçbir karşı koyuş olmadan DAİŞ’e terk edilen Şengal’deki Êzidî kadınların ve çocukların zorla alıkonulmasında gördük. Afganistan’da 20 yılı aşkın süredir iktidarını sürdürenlerin, hiçbir direnç göstermeden Taliban güçlerine teslim edilmesi ve kadınlara uygulanan zulümde gördük.

AKP-MHP erkek iktidarı Taliban rejimini tanıyacağını belirterek içerde yürüttüğü kadın düşmanlığını dış politikasında da tescillemiştir. İstanbul Sözleşmesinden geri çekilen, kadına yönelik şiddet ve katliamları cezasızlık politikaları ile derinleştiren; eş başkanlık ve eşit temsil sistemimizi hedef alan, doğamızı ve yaşam alanlarımızı talan eden, haklarımıza ve kazanımlarımıza yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bugün özellikle Ortadoğu’nun merkezinde olan Rojava’da yükselen ekolojik ve kadın özgürlükçü sistemi tasfiye etme amacından da bağımsız değildir.

Savaş ve şiddet politikalarına karşı örgütlüğümüzü büyüterek mücadelemizi yükseltecek, cins sömürüsüne dayalı yükselen faşizme karşı alanları tek etmeyecek bütün dünya kadınları ile birlik ve dayanışmamızı büyüteceğiz.

Çok dilli ve çok kültürlü eğitim hakkı

Okullarında anadil hakkından mahrum bırakılan Kürt çocukları kendi sokaklarında bile güvenli bir şekilde yaşayamamaktadır. Kürt diline karşı saldırılar artmakta, Kürdistan illerinde zırhlı araçların neden olduğu ölümler hız kesmeden sürmektedir.

Bütün toplumsal muhalefeti; ülkeyi dil yarasıyla büyüyen çocuklar ülkesi olmaktan kurtarmak, Kürt halkının ve talep eden tüm halkların anadilinde bilim ve eğitim yapma, anadilini ve kültürünü geliştirme hakkını, bu adalet ve eşitlik talebini birlikte savunmaya, eğitimin tüm taraflarıyla beraber; eşit, özgür, cinsiyet özgürlükçü, laik, anadilinde, çoğulcu eğitimi esas alan bir yaklaşımla ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Açlık grevleriyle ilgili sorumluluk demokratik siyasette

Parti Meclisi toplantımız sürerken Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı sürdürülen açlık grevi eyleminin sonlandırılmasına yönelik çağrı kamuoyuyla paylaşıldı. Siyasi tutsakların taleplerinin bir an önce karşılanması için gerekli adımların atılması gerekmektedir. Paylaşılan çağrı bir yönüyle baskı ve zor koşullar altında olan siyasi tutsaklar açısından sevindirici olmakla birlikte hasta tutsaklar serbest bırakılmamakta, tecrit sürmekte ve cezaevlerindeki baskılar devam etmektedir. Tecridin Sayın Öcalan şahsında tüm topluma uygulanan bir sistem olduğunun farkında olarak bizlere düşen sorumluluk, hapishanelerdeki hak ihlalleri ve tecrit politikalarına karşı demokratik siyaseti ve topluma düşen ortak mücadeleyi büyütmektir. Kürt sorunun demokratik çözümü için tecrit rejimin son bulması Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve toplumsal barışının önünü açacaktır.

Emek mücadelesini yükseltmeye kararlıyız

Pandemi süreci boyunca en çok mağdur olan kesimlerin başında gelen işçi ve emekçiler, işsizlik kıskacı ile yüz yüze kalırken diğer taraftan siyasi iktidarın sermayeyi korumak için çıkarttığı Kod-29 ile gerekçesiz olarak binlerce emekçi işten çıkarıldı ve birikimleri olan kıdem tazminatlarına el konuldu. Meslek hastalığından mevsimlik işçilere, sendikalı olduğu için işten çıkarılanlardan çocuk işçiliğine kadar birçok alanda emek mücadelesini yükseltmemiz bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Bu nedenle partimiz emek mücadelesinin asli unsuru olup emek mücadelesinin bayrağını yükseltme azmi ve kararlılığındadır.

Halkımızı aşı olmaya çağırıyoruz

Uzun süredir hükümetin ve devletin sağlık politikalarının bir bütün olarak güvensizlik yarattığı bilinmektedir. COVİD-19 salgını süresince sağlık politikalarının şeffaf yürütülmemesi ile güvensizlik doruğa çıktı. Bu güvensizlik hali aşılama oranlarının istenilen düzeyde olmamasına da neden olmuştur. Parti Meclisi olarak halklarımıza bilime güvenmesi ve toplum sağlığı için aşı olması yönündeki çağrımızı yeniliyoruz.

Yapay sınırlar ve düşmanlık politikaları, halkların kardeşliği ile anlamsız hale gelecek

Gün geçmiyor ki herhangi bir nedenle mültecilerin hakkı gasp edilmesin, bir mülteci saldırıya uğramasın, yaralanmasın ya da öldürülmesin. Suriyeli ve Afgan mülteciler başta olmak üzere bölge halklarının savunulmasının ilk şartı, emperyalizme ve bölgesel işbirlikçilerine karşı mücadele etmektir. HDP olarak göçlerin kaynağı olan dış müdahaleler, yoksulluk, savaş, siyasi krizler ve benzeri yıkım süreçlerinin ortadan kaldırılmasını esas alan ilkeli ve yapıcı politikaların hayata geçirilmesini savunmaya devam edeceğiz. Göçmenlere yönelik ırkçı ve ayrımcı politikaların büyümesinin, ülkedeki herkesin birbirine daha fazla öteki olarak bakmasının ve halklar arasına nefret tohumları ekilmesinin en büyük sorumlusu siyasi iktidardır.

HDP olarak; bu tarihi aşamada demokratikleşmeye hizmet edecek demokrasi çağrı belgesini 27 Eylül’de açıklamaya hazırlanıyoruz. Tüm kamuoyu bu çağrıyı merakla beklemektedir. Parti Meclisimiz ciddiyetle konuyu tartışmış ve Türkiye’deki tüm siyasi güçleri ilgilendirecek ilkelerin oluşması için önemli tespit ve önerilerde bulunmuştur.

Halkların Demokratik Partisi
Parti Meclisi
13 Eylül 2021