İnsanlık mirasına dair kararlar iktidarın politik oyunlarına göre alınamaz

İç ve dış politika alanlarının tümünde sıkışan, ekonomik ve toplumsal krizlerle baş edemezken Korona Virüs salgını konusunda da gitgide çıkmaz sokağa giren AKP-MHP bloku, çıkış yolu olarak bir kez daha tarihi, kültürel varlıklar üzerinde politik oyun yolunu seçmiştir.

Seçim dönemlerinde "Ayasofya cami olsun" ajitasyonuyla mütedeyyin kesimleri etkilemeye çalışırken bir yandan da işsizlik ve yoksulluk gerçeğinin üstünü örtmeye çalışan iktidar, Danıştay'dan karar çıkartarak uluslararası hukuku ve insanlık kültürü teamüllerini zorlamayı denemiştir. Danıştay iktidarın direktifleri ve siyasal beklentileri doğrultusunda karar vererek bu politik oyuna taraf olmuştur. Bu karar açıkça siyasal bir karardır.

İnsanlık tarihi ve kültürü, yalnızca Türkiye'de değil, hiçbir ülkede siyasal iktidarların keyfi tasarruflarına bağlı değildir. Hiçbir devletin bu ortak miras üzerinde mülkiyet ve tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Geçmişten geleceğe birer köprü olan bu eserler, maddi rant, oy ya da 'güvenlik' gibi gerekçelerle siyasal iktidarların oyun alanı yapılamaz. Bu ilke, insanlık kültürünün muazzam yapıtlarından biri olan ve baraj uğruna mahvedilen Hasankeyf için geçerli olduğu kadar Ayasofya için de geçerlidir.

15 yüzyıllık insanlık mirası olan Ayasofya, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir mabet haline gelmiştir. Bu durum, bir devlet kararnamesiye değiştirilip, tek bir din adına tekelleştirilemez. Ayasofya kararı, iktidarın politik oyunundan, kültürel miras konusundaki hoyratlığından başka bir anlam taşımamaktadır.

HDP açısından Ayasofya, insanlığın kültür mirasının bir parçasıdır. Alınan karar, tarihsel ve kültürel açıdan yanlıştır, dinsel ve milliyetçi yargılarla alınmıştır. Böylece Danıştay, bir insanlık mirasını AKP iktidarının insafına terk etmiş, kendisini AKP seçim propagandası mekanizmasının bir parçası haline getirmiştir.

Yapılması gereken, bu kararın derhal iptali ve Ayasofya için devlet-dışı, yeni bir kurumlaşmanın yaratılmasıdır. Eserin bakım ve korunmasının politik iktidarlardan idari ve ekonomik açıdan tamamen bağımsız bir bilim insanları ekibi tarafından tam yetkiyle yürütülmesi ve UNESCO tarafından denetlenmesi bu aşamada en uygun formüldür. Böylece Ayasofya, her inançtan insanın özgürce gelip görebildiği ve saygı göstereceği bir kültürel yapıt olarak kalabilir. Temel ilke, bu eserlerin tümünün Türkiye'de ve dünyada politik istismardan korunması olmalıdır. Bu, sadece Ayasofya için değil Türkiye ve dünyadaki bütün tarihsel yapıtlar için geçerlidir.

İktidar küçük seçim oyunlarını bir tarafa bırakıp bu hoyratlıktan derhal vazgeçmelidir. Ayasofya, tarihe aittir ve politik oyun alanı olarak kullanılamaz.

Sevtap Akdağ Karahalı
Eğitim Politikaları, Spor, Kültür ve Sanat Komisyonu Sözcüsü
11 Temmuz 2020