Kobanî Kumpas Davası: Karşımızda hukuki bir muhatap yok, bu mahkeme tarihe kara bir leke olarak geçecek

Kobanî Kumpas Davası’nın 5’inci duruşmasının 4’üncü oturumu Sincan Cezaevi Kampüsü’nde verilen öğle arasının ardından devam etti.

Tuncel ve Akdeniz erkekler için dizayn edilmiş olan cezaevinde tutuluyor

Duruşmada söz alan ve tutuklu yargılanan önceki dönem MYK üyelerimizden Sibel Akdeniz, Kürtçe konuştu. Sebahat Tuncel ile birlikte 25 Nisan’dan bu yana Sincan 3 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıklarını aktaran Akdeniz, şunları söyledi: “Erkekler için dizayn edilmiş bir cezaevi. Kantinde satılan ürünler bile erkeklere göre. Biz bir isteğimizi bulamıyoruz. Yine pandemi başladığından bu yana bu cezaevi "pandemi cezaevi" olarak kullanılıyor. Bu şu anlama geliyor; hangi tutuklu gelirse sadece karantina sürecinde burada tutuluyor. Sonrasında o tutukluları cezaevinin başka bir kampüsüne gönderiyorlar. Kadınları da Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderiyorlar. Ama hiç kimse Sebahat arkadaşla birlikte neden L tipinde tutulduğumuzu bilmiyor. Bu durum ancak heyetin kararıyla değiştirilebilir. Zaten cezaevi idaresi de bizim kadın cezaevine gitmemiz gerektiğini ve burada kalmamızın kendilerine bağlı olmadığını ifade ediyor. Savcı da bize böyle yanıt vermişti.” 

Sibel Akdeniz: Savunma koşulları oluşturulmadığından hakkımız elimizden alınıyor

Kadın cezaevine gitme kararının mahkemeye bağlı olduğunu ifade eden Akdeniz, “Biz duruşmalar için buradayız. Burada ne kadar kalacağımız duruşmaya bağlı. Siz neden kadın cezaevine gidişimizi engelliyorsunuz? Cezaevinde tecrit altındayız. Siyasi süreç ve politik gelişmeler sonucunda bize karşı baskılar da artıyor. 7 Ağustos’ta gardiyanlar bize saldırdı, sonrasında ise bize disiplin cezası verdiler. Bu fiziki saldırıdan sonra ben ve Tuncel güvenlik sorunumuz olduğunu size yazdık. Güvenlik sorununa bağlı olarak bilgisayar başında çalışmaya da gidemiyoruz. Birçok evrak birikti. Ama biz hala araştırma yapamadık. Biz bunları araştırmadan savunma veremeyeceğiz. Savunma koşulları oluşturulmadığından hakkımız elimizden alınıyor. Cezaevi içinde ve dışında hatta banyo kapısına kadar kamera konulmuş durumda. 24 saat izleniyoruz. Oda değişim ve ortak alana çıkma hakkımız var. Ama o cezaevinde sadece iki siyasi tutukluyuz ve birçok hakkımızı kullanamıyoruz. Duruşmalar sırasında da ben ve Tuncel diğer arkadaşlardan ayrı bir koğuşta kalıyoruz. Bunu da anlamış değiliz. Bu durum her haliyle tecridi gösteriyor” diye belirtti.

Tecrit koşullarının son bulması gerekiyor 

Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin yıllardır cezaevlerinde açlık greviyle protesto edildiğini hatırlatan Akdeniz, “Ağır tecrit koşullarının son bulması gerekirken, bugün pandemi gerekçesiyle tecridi tüm cezaevlerinde kalıcı hale getirmeye çalışıyorlar. Tecrit tüm tutuklulara uygulanıyor. Siz cezaevlerine karışamayacağınızı söylüyorsunuz ama öyle değil. Bizim cezaevlerinde aldığımız disiplin cezaları mahkemelerde karara bağlanıyor. Kısa zamanda bu davanın sonuçlanmasını ve adil bir şekilde yargılanmak istiyoruz. Cezaevinde misafir konumunda kaldığımız için Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü bize yönelik karar veremiyor. Adalet Bakanlığı da karar veremiyor. Özel bir uygulama yoksa mahkeme heyeti bir dilekçeyle bizlerin kadın cezaevine gönderilmesini sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Zeynep Ölbeci: Madem böyle hükümet yetkilileri de sanık olarak burada olmalı

Ardından konuşan önceki dönem MYK üyelerimizden Zeynep Ölbeci ise şunları ifade etti: “Hakkımızdaki iddialar “kopyala-yapıştır”dan ibaret. Ben heyetin dosyanın tamamını okuduğuna da inanmıyorum. Yargılama bu şekilde olacaksa hükümet yetkililerinin de sanık olarak burada olması, yargılanmaları gerekiyor. Bu çarpık durumdan dolayı bu mahkeme tarihe kara bir leke olarak geçecek. Bir dosyanın hazırlanması 6 yıl sürer mi? Bu dosya hangi amaçla 6 yıl sonra raftan indirildi? Salonda yer alan herkes bu sorunun cevabını biliyor, mahkeme heyeti de biliyor. Allah’ın bildiğini neden kuldan saklıyorsunuz? Bu dosya AKP eliyle hazırlanıp mahkemeye sunuldu.” 

Demokratik muhalefete darbe yapıldı, burada AKP yargılanmalıydı 

HDP’ye yönelik açılan kapatma davasına dikkati çeken Ölbeci, “Tüm üye ve yöneticileri içeride olan bir parti siyasi hayatına nasıl devam edebilir? Bu kararla demokratik muhalefete bir darbe yapıldı. Amaç susturmak ve sindirmektir. Tüm bu gelişmeler sonucunda dosyanın da bugün açığa çıkması şüphe uyandırıyor. Bizi insan öldürmekle, hırsızlıkla suçluyorlar ve bununla parti itibarını bizim şahsımızda zedelemeye çalışıyorlar” diye konuştu. IŞİD’in Kobanî’ye saldırısına AKP’nin neden karşı çıkmadığını soran Ölbeci, “Bugün burada AKP yargılanmalıydı” diye belirtti. 

Kürtçe çeviri tam olarak yapılmadı 

Mahkeme başkanı, Ölbeci’nin konuşmasını bölerek, tutukluluğa dair konuşmasını aksi halde sözünü keseceğini belirtti. Savunmayı yüz yüze yapmak istediğini aktaran Ölbeci, tutukluluğuna dair konuşacağını ifade etti. Ölbeci, “Konuşmam uzun değil ama çeviri sırasında sıkıntı yaşanıyor. Ben bu hukuksuzluğu kabul etmiyorum. Tutukluluğa dair de olsa konuşmak istiyorum. Ancak tercümede sıkıntı var, o nedenle burada bitiriyorum. Tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu. 

Aynur Aşan: Cezaevi koşullarında dosya inceleme ve savunmaya hazırlanma imkanı yok 

Ardından dosya kapsamında yeni tutuklanan kadın hareketi aktivisti Aynur Aşan, tutuklu bulunduğu Antalya Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Aşan, iddianamenin eline ulaşmadığını ve savunmasını duruşma salonunda yapmak istediğini belirterek tahliyesini talep etti. Cezaevi koşullarına dikkati çeken Aşan, “Cezaevi koşullarım Sibel Akdeniz ve Sebahat Tuncel’in durumundan farklı değil. Cezaevi koşullarında dosyayı inceleme ve savunmaya hazırlanma imkanım yok. Kaldığım cezaevi istasyon gibi kullanılıyor, pandemi cezaevi. Ben bu nedenle başka bir cezaevine sevkimi ve huzurda savunma vermek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Önceki dönem PM üyelerimizden Mesut Bağcık da cezaevi koşullarına değindi. Bağcık, cezaevi koşullarındaki teknik sıkıntı ve sorunlardan kaynaklı savunmasını hazırlayamadığını kaydetti. Sorunların giderilmesi için mahkemece cezaevine yazı yazılması talebinde bulunan Bağcık, “4 bin 600 sayfalık ek klasör gönderdiniz. Ben sadece şahsımla ilgili kısmının fiziki olarak gönderilmesini istiyorum. Dosyaya erişim önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorum. Mahkemenin adil yargılama için tüm koşulları sağlaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Gültan Kışanak: Karşımda hukuki bir muhatap görmüyorum 

Ardından söz alan önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanımız Gülten Kışanak da aynı sorunların kaldığı cezaevi için de geçerli olduğunu ifade etti. Savunmaya hazırlanamadıklarına vurgu yapan Kışanak, “Bizi Figen Yüksekdağ ile beraber de çıkarmıyorlar. Birlikte bilgisayarları kullanabilsek belki biraz daha rahat olacak. 4 bin 600 sayfalık ek klasör gönderdiniz. Toplamda 50 bin sayfalık dosyayı ekrandan okumak da zor oluyor. Bunların fiziki olarak tarafıma tebliğ edilmesini talep ediyorum. Bunları inceleyemedikçe savunma için daha çok süreye ihtiyacımın olduğunu söylemek istiyorum” dedi. Tutukluluk durumuna dair konuşmayacağını ifade eden Kışanak, “Ciddiyetle yaklaşıldığını düşünmediğim için bir beyanda bulunmayacağım. Ben neden size derdimi anlatayım ki. Karşımda hukuki bir muhatap görmüyorum” dedi.

Kışanak’ın konuşmasının ardından duruşmaya 25 Ekim’e kadar ara verildi. 

22 Ekim 2021