Mülteciler yaşadıkları ülkenin eşit yurttaşlarıdır

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Tarih boyunca halkların savaş, çatışma, siyasi baskılar gibi nedenlerle yaşamak zorunda kaldığı göç şeklinde kendini gösteren hukuki ve insani sorunlarla ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesi ve çözümlerin gündemleştirilmesi için Birleşmiş Milletler tarafından 2001 yılında kabul edilmiştir.

2020 yılında dünyada milyonlarca mülteci daha zor koşullarda evlerinden kopmuş durumda, pandemi sürecinin yalıtılmışlığında daha büyük sorunlarla geçirmekteler. Dünya ölçeğinde ırkçılık, milliyetçilik, nefret suçları yükselişte ve bu durum kurumsal şiddet, bireysel şiddet eylemlerini de artırmış durumda. Bunun en güncel örneğini ABD’de siyahlara karşı uygulanan ayrımcı politikada görüyoruz.

Mülteci ve göçmenlere reva görülen, insan onuruna yakışmayan şartları kabul etmiyoruz. Mülteci ve göçmenlerin insan olduğunu hatırlatıyor ve ekonomik, politik veya doğal sebeplerle yurdundan olmuş kişilerin, yaşam ve insan haklarının korunmasının her devletin en temel görevi olduğunu hatırlatıyoruz.

Türkiye, başta Suriyeliler olmak üzere, Afganlar, Iraklılar, Pakistanlılar ve çeşitli milliyetlerden halkların birçok gerekçe ile sığınmak zorunda kaldıkları ülkeler arasındadır. Birçok sorunla karşı karşıya kalan mültecilerin başlıca ortak sorunları barınma, güvenlik, sağlık, beslenme, iş ve eğitim ile sosyal dışlanmadır. Diğer yandan, kadın ve çocukların bütün bu süreçlerden daha olumsuz etkilendiğini biliyoruz.

Bilindiği üzere, Türkiye, 1951 tarihli Mültecilerin Hukukî Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ni imzalamış, ancak sözleşmeyi “coğrafi sınırlama” çekincesi ile kabul ettiğinden, Avrupa dışından gelenlere “Mülteci Statüsü” tanımamaktadır. Bu çekince nedeniyle, hukuken hak ve özgürlüklere sahip kişiler olarak değil “misafir” olarak görülmeleri, içinde bulundukları ağır koşullar unutulan Suriyeli mültecilerin “istenmeyen misafirler” şeklinde algılanmasına yol açmaktadır.

Sayıları her geçen gün artan mültecilere ilişkin yeterli ve kalıcı çözümler üretilmemesi, ayrımcılık ve ırkçılığın yükselmesine yol açıyor. Suriyeli mülteciler birçok yerleşim yerinde ölümle sonuçlanan ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Bu ortamda toplumsal yaşama dahil olabilen mültecileri düşük ücret, güvencesiz ve kötü çalışma koşulları bekliyor; mültecilerin kamu hizmetlerine erişimlerinde de önemli sorunlar yaşanıyor.

Suriye'den ve birçok ülkeden gelen mültecilerin büyük bir kısmının gelecekte geri dönmeyeceği ve bu ülkede kalıcı olacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, öülteci haklarına eşit vatandaşlık hukuku çerçevesinde yaklaşılması ve temel hakların güvence altına alınması gerekmektedir.

Partimiz, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde, seçimlerini ülkemizde kalmak yönünde kullanan mültecilerin koşullarını, bu ülkenin asli unsuru olmak üzere çok kimlikli, çok kültürlü özellikleriyle ve barış içinde eşit olarak bir arada yaşamak şeklinde düzenlemesi gerektiği savunmaktadır.

Gülsüm Ağaoğlu
Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Eş Sözcüsü
20 Haziran 2020