RTÜKün ifade ve haber alma özgürlüğü açısından neden olduğu olumsuz sonuçlara ilişkin önergemiz

Grup Başkanvekillerimiz Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, RTÜK'ün ifade ve medya özgürlüğünü engelleyici, muhalif yayınları susturma amaçlı baskıcı yaptırım kararlarının ve bağımsız olması gereken Kurul Başkanının yürütme organının bir görevlisi gibi hareket etmesinin, ifade ve halkın haber alma özgürlüğü açısından yarattığı olumsuz sonuçların araştırılması ve bunların giderilmesi için atılacak adımların belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. TBMM Başkanlığına sunulan önergede şu ifadeler yer aldı:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Anayasa’ya göre, özerk ve tarafsız olması gereken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun ifade ve medya özgürlüğünü engelleyici, muhalif yayınları susturma amaçlı baskıcı yaptırım kararlarının ve bağımsız olması gereken Kurul Başkanının yürütme organının bir görevlisi gibi hareket etmesinin, ifade ve halkın haber alma özgürlüğü açısından yarattığı olumsuz sonuçların araştırılması ve bunun giderilmesi için atılacak adımların belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Türkiye’deki radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla Anayasa’nın 133’üncü Maddesi’ne göre kurulmuş özerk bir kurumdur. Düzenleme ve denetleme faaliyetini yürütürken, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması ve korunması RTÜK’ün gözetmesi gereken temel ilkeler arasındadır.

Televizyon yayınlarında eleştiri sınırları içerisinde şok edici, sarsıcı eleştirilerin yapılabileceği gerek AİHM’in, gerekse Yargıtay’ın birçok emsal kararıyla güvence altında olmasına rağmen, Üst Kurul, yürütme organının politikalarına yönelik her eleştirel ifadeyi ve haberi ceza gerekçesi saymaktadır.

2021 yılının ilk 8 ayında RTÜK tarafından yayınları nedeniyle Halk TV’ye 10, Tele 1 TV’ye 7, Fox TV’ye 4, KRT TV’ye 5 kez yaptırım kararı vermiştir. İhlal gerekçesi yapılan yayınların içeriği ise tamamen eleştiri ve halkın haber alma özgürlüğü sınırları içerisinde kalmaktadır.

RTÜK’ün, en son orman yangınlarıyla ilgili haberler nedeniyle 5 televizyon kuruluşuna verdiği cezalar yanlı, taraflı, baskıcı ve sansürcü tutumunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Kurul Başkanı’nın orman yangınlarıyla ilgili haberleri yayınlamaması için yayıncı kuruluşlara yapmış olduğu tehdit niteliğindeki çıkış, RTÜK’ün, Yürütme organını koruma ve kollama kuruluna dönüştürüldüğünün açık göstergesidir.

Muhalif sesleri, yayınları susturma misyonunu üstlenen RTÜK Başkanı’nın yapmış olduğu siyasi içerikli açıklamalar, Üst Kurul’un vermiş olduğu kararlarda siyasi saiklerle hareket ettiğini göstermektedir.

Örneğin Hazine ve Maliye Bakanı’nın istifası sonrası “O, bizim kutlu davamızın vazgeçilmezidir” şeklinde Twitter mesajı atarak, Üst Kurulu siyasetin tarafı haline getirmiştir.

Bir başka açıklamasında "RTÜK maalesef sansür kuruluşu değil, sansür getiremiyor" diyerek, medyaya yönelik üzeri örtülü sansür mesajı vermiştir.

Başka bir açıklamasında ise Boğaziçi öğrencilerinin demokratik protestosunu haberleştiren yayınlar için "Devletimiz ve milletimiz aleyhinde yapılan yayınlar" ifadesini kullanarak, yayınlar üzerinde oto-kontrol süreci işletmiştir.

RTÜK Başkanı’nın yayın içerikleriyle ilgili her açıklaması, yayın raporlarının görüşülüp karara bağlandığı Üst Kurul toplantıları açısından ihsası rey niteliği taşımaktadır. Oysa Kurul Başkanı ve üyelerinin yayıncı kuruluşlar ve yayınlarla ilgili açıklama yapamayacağı kurala bağlanmıştır.

Muhalif yayıncı kuruluşları eleştirel yayınlar nedeniyle ceza kıskacına alan RTÜK, Yürütme organına yakın yayın politikası izleyen televizyon kuruluşlarında, HDP başta olmak üzere muhalif partilere, liderlere ve siyasetçilere yönelik eleştiri sınırlarını aşan, küçük düşürücü, hakaret içerikli, hedef gösteren ve RTÜK’ün; hukukun üstünlüğü, tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk, demokratik gruplara fırsat eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan onuru gibi temel yayın ilkelerini açıkça ihlal eden yayınlar karşısında ise sessiz kalmaktadır.

Özellikle nefret söyleminin kullanıldığı iktidar yanlısı yayıncı kuruluşlarla ilgili izleyicilerden gelen şikayetleri ve başvuruları işleme almayan RTÜK Başkanı, izlediği bu cezasızlık politikasıyla toplumsal alanda yaratılmak istenen kutuplaştırma siyasetine medya alanında zemin oluşturmaktadır.

Bunun en bariz örneği, iktidara yakın bir televizyon kanalında 50 kişinin öldürülmesinden ve bireysel silahlanmadan bahsedilen yayınla ilgili olarak, RTÜK Başkanı’nın yapmış olduğu “Büyütülecek bir durum yok” açıklamasıdır.

HDP’nin tüzel kişiliği, Eş Genel Başkanları ve yöneticileri, milletvekilleri hakkında bazı iktidar yanlısı televizyon kuruluşlarında nefret dili içeren, hedef alan, hakaret eden, yargı kararına dayanmadan suçlayan, anti propaganda yürüten, siyasi iktidarın tarafı gibi hareket eden yayınlarla ilgili olarak son bir yıl içerisinde yapılan başvurulardan 15’ini karara bağlayan RTÜK, oy çokluğuyla, ihlal olmadığına karar vermiştir. Bu kararlar, eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımı, kişi hak ve özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır, aynı zamanda belli medya gruplarına RTÜK koruması ve güvencesi sağlamaktadır.

RTÜK’ü, Yürütme organının medya üzerindeki sopasına dönüştürerek, haber alma ve ifade özgürlüğünü engelleyici faaliyet içerisinde olan Kurul Başkanı’nın tutumu ve Üst Kurul’un almış olduğu yasakçı ve sansürcü kararların yarattığı olumsuz sonuçların araştırılması, evrensel özgürlüklerin korunması için alınacak önlemlerin ve yapılacak düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılması elzemdir.

18 Ağustos 2021