Tarımsal üretim tasfiye edilerek, çiftçi ve toplum açlığa mahkum edildi

Türkiye’de milyonlarca çiftçi 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü, tarımın tasfiye edildiği, gıda güvenliğinin ortadan kaldırıldığı, çiftçinin borçlandırılarak perişan edildiği zor koşullarda karşılıyor. 

21’inci yüzyıldaki tarımsal üretim, neoliberal endüstriyel üretime içkin olarak şirketlerin hegemonyasının bütün dünyada artık meşruiyetinin tartışıldığı bir dönemin içine girmiştir. Neoliberalizmin egemen olduğu koşullarda içinde bulunduğumuz ekonomik krizle birlikte gıda fiyatlarının düşmediği, aksine fiyatların arttığı, gündelik hayatın her aşamasında hissedilmektedir. Sermayenin küçük bir azınlığın lehine merkezileşmesiyle, yoksul kitlelerin gıdaya erişemediği bir krize neden olmakta ve sonuçlanmaktadır. 

Bugün gıda krizi, sadece yoksulların gıdaya erişememesi değil aynı zamanda neoliberal endüstriyel üretimle birlikte gıda egemenliğinin ortadan kalktığı anlamına gelmektedir. Covid-19 salgınının insan sağlığının ne kadar önemli olduğunu gösterdiği bir dönemde, gıda egemenliğinin olmadığı, üretimde tarım ilacı olarak kullanılan zehirlerin, hibrit tohumlarının insanda çeşitli hastalıklara neden olduğu aşikârdır. Dolayısıyla gıda krizi sadece bir tüketim sorunu olarak değil, aynı zamanda bir üretim sorunudur. 

Neoliberal endüstriyel tarımla birlikte tarım ilaçlarının, gübrenin, hibrit tohumun tarımsal üretimde başat hale gelmesi çiftçilerin kendi üretiminde söz hakkının elinden alınması anlamına gelmektedir. Çiftçiye ilaç, gübre ve tohum gibi girdi kalemlerini satan şirketler üretim biçimini kendi kârlarını arttırmak koşuluyla değiştirmektedir. Kuşkusuz, çiftçinin uluslararası sermayeye bağımlı olması, bankalara borçlu olması, maliyetinin altında ürünlerini satmak zorunda olması 18 yıldır tarımda neoliberalizmi egemen kılan AKP’nin uyguladığı neoliberal politikalarının sonucudur. AKP Türkiye’sinde 2006’da çıkartılan tohumculuk yasası olmak üzere tarımda düzenlenen bütün yasalar, çiftçiyi şirketlere bağımlı hale getirmiştir. AKP Türkiye’sinde çiftçiler hakkı olan bütçenin yüzde 1’i kadar nakit desteğini hiçbir zaman tam biçimde alamamıştır. Tarımsal emekteki rolü önemli olan mevsimlik tarım işçilerinin güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalışması konusunda hiçbir adım atılmamıştır. AKP Türkiye’sinde maliyetlerinin altında üretim yapan çiftçiler ithalatla cezalandırılmıştır. Çiftçiler dünyada mazotu en pahalı şekilde satın almaktadır. Soğan üreten çiftçiler kolay bir şekilde terörist ilan edilebilmiştir. 

AKP, Covid-19 salgını dolayısıyla şirketler ve sermaye için yardım paketleri açıklarken, bugün Doğu Karadeniz’deki Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun’da, çay üreten çiftçilerin Covid-19 salgınının yıkıcı etkilerinden kaçınmaları için sağlıklı üretim koşullarının oluşturulması konusunda hiçbir adım atmamaktadır. AKP’nin çiftçiler açısından yıkıcı bütün politikalarına karşı, Halkların Demokratik Partisi olarak çiftçilerin emeklerinin karşılığını aldığı bir düzeni inşa etmenin mümkün olduğunu biliyor ve bunun için mücadele ediyoruz. Üretimden tüketime kadar bütün aşamalarda şirketlerin değil çiftçilerin kazandığı dayanışmacı bir ekonomi politiği hayata geçirmenin sözünü veriyor, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyoruz.

Rıdvan Turan
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Sözcüsü
14 Mayıs 2020